1 Şubat 2016 Pazartesi

Türk'ün İkinci Nikahlısı Olan Atın Önemi

            İlk Kez Türkler Tarafından Ehlileştiren At 
Özet İzletisi Yazının Sonundadır...

             Atlar en eski çağlardan beri Türklerin hayatıyla içli dışlı oldular. Asya'daki ilk at kalıntılarına Kapanda-Yüs bölgesinde Türklerin ataları tarafından oluşturulan Afanasyevo (MÖ 2500-1700) ve Andronovo(MÖ 1700-1200) kültürü çevresinde yapılan kazılarda rastlanmıştır. MÖ 3 binli yıllardan kalma mezarlarda , ağızlarında gem izleri bulunan at iskeletleri bulunmuştur.


            Bu bize atı ilk ehlileştiren ve hayatlarında kullanan ilk insanların Türkler olduğunu gösterir. Alman Tarihçi Portriatz ''Eski Çağlarda At'' isimli eserinde , atın MÖ 6000'li yıllarda Türkler tarafından ehlileştirildiğini söylemiş ve bunu bazı bulgularıyla kanıtlamıştır. ( Bu bulgulara Anav Kültür Çevresinde ulaşılmıştır)




                    Atın Türk'ün Hayatındaki Rolü 


             MÖ 5.yy'dan sonraki Orta Asya Türk kültürüne ait birinci elden kaynaklar,  atın Türkler için önemini ve hayatındaki işlevlerini ortaya çıkarmaktadır. Türkler Dünya Tarihinde atı ilk kez ehlileştirmiş , binek hayvanı olarak kullanmış ve Kültür Tarihine armağan etmiştir.Atı ilk kullanan Türkler onu başta Çinliler olmak üzere bütün Avrupalı kavimler ata binmeyi öğretmişlerdir. Bunu atla ilgili birçok terimin ''iğdiş , ulak , yam, yamçı , yağız ve yılkı'' gibi kelimelerin Arapça ve Farsçaya geçmesi ispat olarak gösterilebilir. 
             Türklerin ata verdiği önem sebebiyle onların hayatındaki siyasal, sosyal, ekonomik, askeri, dinsel,sanatsal ve mitolojik alanlarda yansımaları olmuştur. Atın yapılan anlaşmalarda vergi olarak verilmesi siyasi rolünü , sütünün içilmesi ve etinin yenmesi sosyal hayattaki rolünü , Çin ipeği ile değiştirilmesi ekonomik rolünü , kahramanı ile birlikte gömülmesi dinsel rolünü ,  Savaşlarda hızından ve gücünden yararlanılması askeri rolünü , çeşitli sanat alanlarında yer alması sanatsal açıdan önemini ve destanlarda, efsanelerde yer alması da mitolojik açıdan önemini bize göstermektedir. 

        Savaş Meydanında At ile Türk'ün Gücü

             Türkler atların etini yemişler , sütünden milli içkileri olan kımız yapmışlar , onu kurban olarak sunmuşlar ve yabancı ülkelere ihraç ederek gelir elde etmişlerdir. At asıl değerini Türkler için savaş alanında kullanılmasıyla gösterdi. At Türklere sürat ve keskin bir manevra kabiliyeti kazandırdı. Orta Çağ kaynakları Türk Atlıları için '' Kasırga gibi birdenbire görünüp, kuşlar gibi uzaklaştıklarını'' şaşkınlıkla dile getirmişlerdir. Eski Türk Atlı birlikleri çağımızın zırhlı birliklerinin yerini tutmaktaydı. Doğu'da Çin Seddi Kapılarında Atını şaha kaldıran Türkler , Batıda Viyana kapılarına da at sayesinde dayanmaktaydı.Eski Türk orduları büyük ölçüde atlı ve okçu süvari birliklere dayanıyordu. Türkler atın kendilerine verdiği sürat sayesinde , Turan/Hilal taktiğini ustaca uygulamışlardır.Türklerin büyük devletler kurarak , geniş sahalara yayılması at ile mümkün olmuştur.


            4-6 yy Roma-Batı kaynaklarına göre ''Hunlar at üstünde yerler, içerler , konuşurlar , alışveriş yaparlar ve ikamet ederlerdi''.(p. Vâczy, "Hunlar Avrupa'da”,Attila ve Hunları, İstanbul 962s. 91 ) 7-10 yy Bizans Kaynaklarına göre ''Türkler sanki at üstünde doğmuştur, yürümesini bilmezler'' gibi sözler yer almaktadır.Çocuklarını erken yaşta ata binmeye alıştıran Türkler , onları 3 yaşından sonra koyunlara bindirmeye başlamışlar 8 yaşında at sırtında çocuklarla beraber gezmişlerdir.12 yaşında da çocukların mükemmel birer binici oldukları kaynaklarda belirtilmiştir.

                               Kağanların Ebedi Dostları


                 Atlar Türkler için can yoldaşı , sadık arkadaşı , destan kahramanlarının sohbet ettiği öğüt aldığı yoldaşı , büyük Hakanlarımızın mezarlarında onlarla beraber gömülen ebedi dostları oldular. Ölen şahsın mezarına ölünün lüzumlu elbiseleri , çeşitli eşyaları , silahları , bir odalık veya tadın hizmetkar  , koşumlu atlar , ölen şahsın binek atı da dahil olmak üzere hepsi beraber gömülmekteydi.(1) 
               Türkler ölümden sonra ahiret inancına inanıyorlardı. Yapılan kazılarda kurganlarda çok sayıda at kalıntısına rastlanmıştır. Özellikle Doğu Altay'larda Ulagan Vadisinde Pazırık Kurganlarından çıkarılan buluntular bu konuda bizi bilgilendirmektedir. (2) Pazırık Kurganından çıkarılan Pazırık Halısında üzerinde atlı süvariler ve pantolon giyen askerler yer almaktadır. Bu bize Hayvan üslübunun ilk örneklerinin Saka/Hun sanatında olduğunu göstermektedir. 

                     'Atın Efendisi' Adıyla Türk Kağanlar

                 M.Ö 2.yy'da Doğu Hun İmparatorluğu'nda her yıl sonbahar aylarında büyük toplantılar yapılır ve ülkedeki atlar sayılırdı. Çin kaynaklarına göre Hunlar 1 milyon süvariye sahiplerdi. At Türk'ler için o kadar önemliydi ki bozkır Türk Kavimlerini idare eden hakanlara ''Atın Efendisi'' ünvanı verilmiştir. (3)  
               Atilla da atı , ordu manasında kullanmış ve  ''Atımın Bastığı yerde ot bitmez'' sözüyle de atına verdiği  önemi göstermiştir. Türkler için ''Daha yürümeyi öğrenmeden ata binmeyi öğrenirler'' ve ''At için binici Türktür , gerisi yüktür'' sözleri at ile Türk'ün yakınlaşmasını anlatan en güzel sözlerden biridir.

                     Kaşgarlı Mahmut ve Atasözlerimiz

 

            11 yy'da büyük bilim adamı Kaşgarlı Mahmut Divan'ında ''il'' kelimesini açıklarken şöyle yazmaktadır : ''İl bir çeşit attır , çünkü at Türk'ün kanadıdır. Seyise(at bakıcısı) ilbaşı denilir. Bu da vilayet başkanı demektir.'' (4) Bu cümle Türklerin bu asil hayvana ne gözle baktıklarını ve ona verdikleri değeri çok güzel ifade eder
                At terimi Kaşgarlı Mahmut'un divanında asıl anlamıyla kullanılmıştır. ''Kuş kanadın,er atın / Kuş kanadıyla , er atıyla''(5) cümlesi bize at kelimesinin o dönem içinde faal olarak kullanıldığını göstermektedir. 
                Türk kültüründe ata büyük önem verilmiş ve ailenin bir ferdi olarak davranılmıştır. ''Bir günlük ömrün varsa atın olsun , iki günlük ömrün varsa hatunun olsun'' ve ''At pazarı baht(mutluluk) pazarıdır'' gibi atasözleri atın Türk Kültüründeki yerini göstermektedir. 
                Türklerin ata verdikleri önem atasözleri ve deyimlere de yansımıştır. ''Atın ölümü , İtin bayramıdır''  , ''At işler , er öğünür'' , ''At Türk'ün kanadıdır'' , ''Türk çadırda doğar,at üstünde ölür'' , ''At ölümü,er ölümü olmasın'' , ''Kuş kanadı ile , er atı ile'' , ''Ata kuyruk , yiğide bıyık yakışır'' , ''Atı kuyruklu olanın sözü buyruklu olur'' ve ''Sabah kalk atanı(babanı) gör , atandan sonra babanı gör'' gibi atasözleri atların Türkleri ne kadar etkilediğini göstermektedir. 
                Bugün hala Anadolu halkı nazardan korunmak için evinin girişine at nalı asmaktadır. Bu , atın hala bizleri nasıl etkilediğini gözler önüne sermektedir. 

                Dede Korkut / Manas / Köroğlu'da At

             Dede Korkut destanlarında Bamsı Beyrek , zindandan çıkıncaya kadar kendisini 16 yıl bekleyen atına '' At demezem sana , Kardaş direm , Kardaşımdam ileri'' diye seslenerek onu aileden biri gibi görmüştür. 

Manas destanında Kökötöy Han’ın atı Maaniker’den şöyle bahsedilir.
Kanadı altı, ayağı dört
Bulutlu göğün altından
Dönüverir çitin üstünden
Yürür mü uçar mı görünmez,

İnsanlarca bilinmez.

Köroğlu’nun metinlerinde de uçan at efsanesine rastlıyoruz.
Kırat’ımın elinden babam can mı kurtulur?
Elma gözlü Kırat’ım benim
Canım Kırat gözüm Kırat
Sana olsun murat
Her yanında çifte kanat
Uçar gider ha gider, ha gider

                 Mustafa Kemal ve At


             1. İnönü savaşının bitiminde Türk ve Yunan orduları birbirinden habersiz olarak  karşılaşmak üzeredirler. Askerler o kadar yorgundur ki , gece karanlığında birbirlerini fark edip tanıyamazlar bile. Türk Askerleri düşmanı nasıl fark etti dersiniz? Bunun haberini atlar geri çekilmeleriyle , kişnemeleriyle başını sallamalarıyla ve huysuzluklarıyla binicilerine haber verdiler.
         At ordumuz için tarihin her devrinde olduğu gibi Kurtuluş Savaşında da hem taşıyıcı hem yönlendirici hem koruyucu hem de ısıtıcı olmuşlardır. Atatürk'ün bu hayvanları sevmemesi mümkün müdür? Çok yakın arkadaşı Fikriye Hanım'a da ilk hediyesidir. Adı da Zaferdir. 
  
           Bildiğimiz üzere Atatürk insanlara olduğu kadar atlara olan sevgisiyle de bilinirdi. Atatürk'ün en çok sevdiği atın adı Sakarya , muharebe yıllarında bindiği atın adı ise Çankaya'dır. 
              

                  Son Olarak Değerli Okuyucular;

               Yönünü Anadolu'ya çeviren Alparslan'ın altındaki Kır At , Malazgirt'ten Anadolu'ya ve Balkanlar'a gülümsüyordu. At , Söğüt yaylalarında Ertuğrul Gaziye sırdaş oldu. Kanuni Sultan 40 yılı aşkın süren Hükümdarlığında her yere onunla gitti. Sıcaktan kavrulan Yavuz'u Sina çölünde de o taşımıştı. 
                
                Değerli arkadaşlar sözlerimi bir kaç Atasözü ve Büyük Türklerin sözleriyle bitirmek istiyorum.

At binenin , kılıç kuşananındır.
At ölür meydan kalır , yiğit ölür şan kalır.
Ata binince Allah'ını , inince de atını unutma.

''Türk ses vurgundur ; Davul sesi, kılıç sesi , nal sesi''(Oğuz Han)
''Kuş kanadın , er atın, at da Türk'ün kanadıdır'' (Kaşgarlı Mahmut)


                           Okuduğunuz için teşekkür ederim.                          
                        Bir sonraki yazımıza kadar Hoşça kalın...                  



                                                      (Abone olmayı unutmayınız)                                                              

Yararlanılan Kaynaklar:
1-Nejat Diyarbekirli, Hun Sanatı,İstanbul1972, s.67
2-İlhami Durmuş.''Bozkır Kültürünün Oluşumu ve Gelişiminde At'' GaziÜ,FEF,sbd,1998
3-Prof.Dr.Emel Esin /Türk Sanatında At sf168
4-Divanü Lügati't-Türk /1.Cilt, Sf.83
5-Divanü Lügati't-Türk /1.Cilt Sf.70
-http://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarih-ve-kulturunde-at/
-http://www.tarihbilimi.gen.tr/makale/turklerde-at-kulturu/
-http://www.haytap.org/index.php/200910292267/yuk-hayvanlari-gercegi/mustafa-kemal-ataturk-ve-atlar
-http://www.avrasyasporbirligi.com/using/extensions/components/content-component/article-category-list/82-binicilik/78-t%C3%BCrklerde-binicilik.html